Liberteryen Sosyalizm Nedir?

Liberteryen Sosyalizm Nedir ?
Yazan: Gorthim


Giriş
Liberteryen sosyalizm kelimesi, genellikle çok değişik reaksiyonlara sebebiyet vermektedir. İlk duyulduğunda, Liberteryenliğin bir kapitalist pozisyon olduğu varsayımı nedeniyle ifade garip bulunur. Oysa ki, Liberteryen eskiden sadece Anarşistleri ifade eden bir kavramdı. Marksist ekol ise zaten sosyalizmin özgürleştirici olduğunu ve kendine liberter sosyalist diyenlerin, otorite kavramını anlamadığını savunur. Benim bu yazıyı yazış amacım bir propaganda veya savunudan çok, bilgilendirmek amaçlı, çünkü ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu görüyorum bu konuda. Liberteryen sosyalizm nedir? neyi savunur? nasıl ortaya çıkmıştır? diğer sosyalist okullardan nasıl ayrılır? gibi soruları cevaplamaya çalışacağım.

Liberteryen Sosyalizm Nedir?






Liberteryen sosyalizm, özgürlükçü, anti-otoriter ve anti-kapitalist bir siyaset felsefesidir. Devletin, otoritenin ve merkeziyetçiliğin sosyalist amaçlar için kullanılamayacağını savunur. Ücretli kölelik olarak gördüğü kapitalizm yerine işyeri özyönetimi veya işyeri demokrasisi kurmayı amaçlar. Otoriter kurumların lağvedilmesini veya anti-otoriter kurumlarla değişmesini savunur. Temel amaç, bireyi otoritelerden kurtarmak ve kendi özgürlüğünü yaşayacağı sistemler yaratmaktır.


Bunu, ademi merkezi ve alttan üste örgütlenmeyle oluşan siyasal organizasyonlarla gerçekleştirmeyi hedefler. Federasyonlar, belediyeler, konseyler, kooperatifler ve sendikaları örnek verebiliriz.

Özel mülkiyete karşıdır (burada kast edilen kapitalist mülkiyet modeli) ve Devlet mülkiyetine de karşıdır, çünkü ikisini de otoriter bulur. İşçilerin, kendi üretim araçlarına sahip olmaz ise özgürleşemeyeceği ve sınıfsız topluma geçilemeyeceğini düşünür. Hem kapitalistlerin hem de devletin üretim araçları üzerinde kontrolünü reddeder.

Liberteryen Sosyalizm bir şemsiyedir. Anarşist, liberteryen marksist, piyasacı sosyalist, sendikalist, özgürlükçü belediyeci, komünalist ve ekolojist gibi bir çok ideolojiyi kapsar. Bu nedenledir ki, bir politikalar bütünlüğüne sahip değildir. Bir siyaset felsefesi pozisyonudur denebilir.


Temel Düşünceleri

Özgürlük ve eşitliğin birbiriyle bağımlılığı;


Mikhail Bakunin - "Sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik; özgürlük olmadan sosyalizmin ise kölelik ve vahşet olduğuna inanıyoruz."

Liberteryen sosyalist siyaset felsefesine göre, özgürlüğün bazı kurumlar veya kişilerce ezilmesinin sebebi fundamental eşitliğin sağlanamamasıdır. Bundan kast edilen, hiyerarşi ve dominasyonun insanları hem eşit olmayan hem de özgür olmayan bir topluma itmesidir. Özgür olmadıkça eşit, eşit olmadıkça özgür olamayız. Bunun için de bunu sağlayacak prensipler benimser.

Anti-Otoriterlik



Anarko-Sendika CNT-FAI'ın bir posteri: Özgürlük!


Liberteryen sosyalizme göre, güç ve otorite her zaman sorgulanmalı ve kendini haklaması istenmelidir. Sistematik olarak tüm otoriteler sorgulanmalı ve bu sorgulamayı geçemeyen otoriter lağvedilmelidir. Anarşistler ise diğer liberteryen sosyalistlerden farklı olarak, zaten hiç bir otoritenin sorgulandığında makul veya haklı bulunamayacağını savunur.

Liberteryen sosyalistler, bu otorite mekanizmalarını yerine ise ademi merkezi, yatay organize olmuş, özyönetime bağlı, gönüllülük esasına dayalı organizasyonlar inşa edilmesini savunurlar. Ekole göre farklılıklar olsa da başlıca savunulan karar mekanizmaları ise direkt demokrasi, konsensüs veya anarşidir.

Anti-Kapitalizm




Amerikan işçi örgütü IWW'nin çalışma saatleri, fakirlik ve ücretli köleliği eleştirdiği bir posteri.

Kapitalist üretim ilişkilerini otoriter bulur. İşçi ve işveren ayrımını yaratan ücretli emeği bir tür kölelik olarak görür ve bunun birey üzerinde ekonomik tahakküm olduğunu savunur. Birey, emeğini satarak otonomisini kaybetmekte ve emeğiyle başkasının zenginleşmesine katkı sağlamaktadır. Hem sosyalist hem de kapitalist bir çok erken dönem düşünür, köleliği kendi satmak olduğunu söylerken, ücretli emeği ise kendini kiralamak yani bir kiralık kölelik olarak görmüştür. Emeğin sermayeye muhtaç bırakıldığı ve kendini kiralamak zorunda kaldığı sonucuna varmışlardır. Bir Liberteryen Sosyalist için, özgürlük sadece medeni hukuk değildir, aynı zamanda ekonomik özgürlük sağlanmalıdır.

Bu tahakkümün gerçekleşebilme nedenini ise üretim araçlarının özel mülkiyeti olduğu sonucuna varır. Şirketlerin yarattığı zararı bireysel kötülük değil, sistemin sonucu olarak görür. Kapitalizm oldukça sermaye ve güç merkezileşmesi kaçınılmaz olacak ve insanların özgürlüğü sınırlanacaktır. Liberteryen sosyalizmin nihai hedefi, gücün dağıtılarak bireyi ezmesinin engellenmesidir. Bu nihai hedef, kapitalizmdeki sahipliğin sağladığı hiyerarşik ve merkeziyetçi üretim modelini yok edilmesini doğal olarak talep eder.

İşçi Özyönetimi


Anarşist Katalonya'da işçilerin kontrol ettiği bir fabrikadan bir kare.


İktisadi olarak değişkenlik gösterse de liberteryen sosyalizm, işçi özyönetiminde birleşir. Peki bu kavramın kast ettiği şey nedir? İş yerinde çalışanların özerkliği, karar süreçlerinde dahil edilmesi ve ürettiği mala sahip olması. Bu sömürüyü yok eder veya minimalize eder. Bunun doğal sonucu ise, üretimde devlet veya patron kontrolüne karşı olmaktır. Üretim araçları işçilerin olmalıdır.

Ademi Merkeziyet ve Alttan Üste Örgütlenme


Anarşist Sendika CNT-FAI'ın çalışma şemasını anlatan bir görsel. Göründüğü gibi üstte alta bir örgütlenme ve delegasyon sistemi var.


Liberteryen sosyalist düşünce, anti-bürokratiktir. Direkt demokrasi ve yerinden yönetim ile gücü dağıtmayı arzular. Hiyerarşik kurumlara şüpheyle yaklaşır ve tabandan örgütlenme ile organize olunmasını savunur. Burda, diğer sosyalist okullardan en büyük farklarından biri yatmaktadır. Alttakilerin, kendi temsilcileri veya delegeleri üzerinde gücü. İşçiler veya artık kim bu örgütlerde taban ise, kendi kararlarını kendileri verirler. Üsttekiler sadece bunların uyumunu gözetmek için temsilci olarak atanır.

Gönüllü ilişkiler

Bürokrasi ile savaş ve özyönetimin doğal sonucu ise tabi ki gönüllülük. Çünkü gönüllülük sağlanmaz ise bir otorite doğal olarak insanlara neyi nasıl yapacağını söyleyecektir.

Tarihi ve düşünsel kökeni

Liberteryen sözcüğünün kökeni

Liberteryen sözcüğünün ilk kullanımı 1857'de Joseph Déjacque denen bir özgürlükçü komünist tarafından, kendi görüşlerini benimsemek için kullanılmıştır. Hemen sonra, bir çok anarşist dergi ve gazete Liberteryen sözcüğünü sıkça kullanmaya başlamıştır. Anarşi sözcüğünün kaos ve yıkımla anılması yüzünden bunun tercih edildiği tahmin edilmektedir. Anarşistler, zamanla kendilerini otoriter sosyalistlerden ayırmak için sıkça Liberteryen kelimesini kullanır hale gelmiştir. Sözcük zamanla, anti-otoriter kanattaki bir çok sosyalist görüş tarafından kullanılmıştır.

Hareketin kökenleri


Fransız Devrimindeki Bastille baskını

Liberteryen Sosyalizmin doğuşu Fransız devrimi ile başlayan burjuva devrimlerinin yarattığı eşitlik ve özgürlüğün daha da ilerletilmesini savunan Radikal Liberaller ve Ütopyacı Sosyalistlerle başlar. Thomas Jefferson, Thomas Paine ve Adam Smith gibi liberaller, yaratılan özgürlüğün yayılması ve daha fazla eşitliğin sağlanmasını kapitalist ekonomide kalarak savunuyordu. Erken dönem Fransız sosyalistleri olan Charles Fourier ve Henri de Saint-Simon ise demokratik, toplumsal ve özgürlükçü bir toplumun sosyalizm ile geleceğini savunuyorlardı.

Robert Owen ve William Godwin gibi düşünürler, bu iki okulun eşitlik ve özgürlük arayışında ortaklıkları fark ettiler ve ikisini de harmanlayan düşünceler kaleme aldılar. Her ne kadar William Godwin kendine anarşist demese de, savunduğu sistemin anarşist olduğu açıktı. Godwin, 1793'de çıkan Enquiry Concerning Political Justice kitabında, devletsiz toplumun, rasyonel evrimimizin ve birbirimizle anlaşma kabiliyetimizin doğal sonucu olacağını söyler. Kolektif mülkiyet ve radikal bir demokrasi savunur.

Bazı modern yorumlara göre Liberteryen Sosyalizm, Klasik liberal değerlerin mantıksal sonucuydu. Klasik liberal düşüncenin, bireyi özgürleştirip doğal yaratıcı yanıyla tanışmasını sağlamak konusundaki arzusunun radikal bir ifadesi olduğu şekline yorumlar mevcut.


The Diggers hareketini resmeden bir poster


1649–1650'de İngiltere'deki The Diggers isimli köylü hareketi ilk Liberteryen Sosyalist hareket olarak kabul edilir. Kamusal toprağı işgal etmiş, burada komünler kurmaya çalışmışlardır. Liderleri Winstanley, Mesih'i "evrensel özgürlük" ile bir tutmuş ve otoritenin evrensel olarak yozlaştırıcı doğasını ilan etmiştir. "Özgürlüğün nimetini paylaşmak için eşit bir ayrıcalık" olarak düşüncelerini savundu ve mülkiyet kurumu ile özgürlük eksikliği arasında yakın bir bağlantı tespit etti.


Proudhon ve Bakunin


Liberteryen Sosyalizmin gözle görülür bir ekol olarak ortaya çıkması ise Anarşizmin babası Proudhon ile başlamıştır. Sonrasında anarşist hareketin önderi olan Bakunin ise, reformcu ve otoriter sosyalist hareketlere karşı anarşizmin temel eleştirilerini dillendirmiş ve Liberteryen Sosyalizmi, sosyalist ekol içinde ayrı bir yerde konumlandırmıştır.

Anarşizmin gelişimi ve Otoriter Sosyalizmin eleştirilmesi

Bazı temel farkları özetleyen bir tablo:




Anarşizm, diğer sosyalist ekollere karşı çok ciddi eleştirilerde bulunmuştur. Anarşistler, diğer ekolleri burjuvazinin elindeki seçimlere katılarak yozlaşmakla, Marksistleri devleti kullanarak sınıfları yok etmek yerine kızıl bir bürokrasi kurmak istemekle suçlamıştır, jakoben yani üstten inmeci devrimin ise sadece devlet kapitalizmi ile sonuçlanacağını savunmuştur. Bunun yerine ademi merkezi federasyonlar önerilmiştir. Marksistlerin aksine, anarşistler hiyerarşi ve otoritenin sınıfları oluşturduğuna inanırlar. Onlara göre sosyalizm özgür değilse, sonucu kapitalizme dönüş olacaktır.

Bakunin, Marx'ın devlet düşüncesine ve proleter diktatörlüğü fikrine şiddetle karşı çıkmıştır. Bu düşünceler 1. Sosyalist Enternasyonal'de Bakunin ve Marx'ın meşhur kavgalarına neden olmuş, anarşistlerin enternasyonalden ihracı ile sonuçlanmıştır.



Bakunin ile Marx'ın tartışmasını ve sonucunu anlatan bir meme


Anarşizm, Proudhon ve Bakunin sonrası zamanla Bireyci ve Komünist ekoller başta olmak üzere bir çok farklı ekol geliştirmiştir. 1903'de Fransa'da parlamenter demokrasiye ve siyasal partilere tepki olarak anarşistler Sendikaları devrimci nedenlerle kurmuşlardır ve özellikle 2.dünya savaşına kadar bir altın çağı yaşayan bu sendikalar, İspanya'da anarşist bir devrime dahi öncülük etmiştir.



Ukrayna anarşistleri. Makhno önderliğinde sürecek bir devrim yaptılar. Bolşeviklerle önce işbirliği yaptılar ve Beyaz Ordu ile savaştılar. Bolşeviklerin ihaneti sonucu, Bolşeviklerle savaştılar.

SSCB'nin kurulmasına sebebiyet veren Ekim Devrimi ve sonrası ise asıl anarşizm dışı solun özgürlük ve işçi yönetimi konularında tekrar düşünmesine sebep oldu. Lenin, ortodoks marksist öğretide olmayan bir üstten dayatmalı devrime önderlik edecek bir "profesyonel devrimcileri" barındıran Öncü Parti fikrini ortaya attı ve bürokratik ve hiyerarşik bir sosyalizm inşa etmek istedi. Buna karşı çıkan Menşevikler, Sol sosyalistler ve Anarşistler hapse atıldı. Üçüncü devrim isteyen bu blok, silah zoruyla yok edildi veya sürgün edildi.

Ortodoks marksistler, Lenin'i sosyalist demokrasiye ihanet ile suçlarken, bir çok yeni liberteryen sosyalist ekol ortaya çıktı. Anarşistlerin önceden proleter diktatörlüğü için dillendirdiği devlet kapitalizmi, artık marksistlerin bile SSCB'yi eleştirdiği bir kavram olarak ortaya çıktı ve Liberteryen Sosyalizm, anarşizm dışındaki solda çıkan bu yeni dalgayla beraber genişledi.


Liberteryen Sosyalizmin anarşizmden genişlemesi


Bazı marksistler, Marx'ın özellikle son dönemdeki yazılarının liberter öğeler taşındığı savunulur (Fransız Üçlemesi gibi), alttan gelen özgürlükçü ve demokratik bir hareket olarak proleter diktasının var olabileceğini savunurlar. Sonradan Liberteryen Marksist denilecek bu oluşum, Lenin'in üstten gelen sosyalist modeline karşı bir tepkiydi. Buna Ortodoks marksistler de katıldı ve marksistler arasında bir çatlak meydana geldi. Bunun, o zaman için en liberter örneği konsey komünizmiydi


.
Fransa'daki 1968 olaylarından kalma bir graffiti, "Yasaklamak yasaktır"


1917'de Rusya'daki liberter karakterli sayılabilecek Şubat devriminin yarattığı işçi konseylerinin gücünü gören bazı marksistler, Ekim devrimi sonrasında zamanla oluşan Lenin'in bürokratik sosyalizmi eleştirip, Konsey Komünizmini ortaya atmıştır. Lenin'in modelinin aksine, konseyciler direkt işçi sınıfının demokratik süreci konseylerle ele aldığı bir tür direkt demokrasi savunmuştur. Meclise ve partilerin üstten dayatmacı sosyalizmine karşı çıkmışlardır. Bürokrasi ile mücadele için delegasyon sistemini savunmuşlardır. Bu kanat, SSCB'yi devlet kapitalisti ve Ekim devrimini, Fransız devrimine benzer bir tür Burjuva devrimi olarak görmüştür. Sonrasında 1950lerde Fransa'da Situationist denilen sanatçı merkezli marksist bir hareket, tekrar konsey komünizminin dirilmesinde yardımcı oldu. İtalya'daki marksistler, 1960larda parti ve sendika gibi araçları eleştirerek direkt aksiyon ile sosyalizm kurulmasını öneren liberter bir teori olan Otonomist Marksizmi geliştirmişlerdir.

Marksizm dışı etkilediği yerlerden biri İngiltere'deydi. Bertrand Russell'ın da desteklediği Lonca Sosyalizmi, seçimlere katılım ile lonca sistemine benzer bir işçi demokrasisi inşaa etmek üzerine reformcu bir tavır takındı.


Ekoloji üstüne bir protestodan kare.


1980lerdeki ekolojik hareketin başlamasında, liberteryen sosyalist gelenekten gelen Bookchin gibi düşünürler önemli olmuştur. Bookchin, insanın insan üzerindeki hükmünün doğaya yansıdığını ve doğa ile insanın birbiriyle uyumunun bozulduğu ileri sürmüştür. Toplumsal sorunları, ekolojik sıkıntıların kaynağı olarak görmüş ve yeşiller hareketini etkilemiştir. Hareket başta anti-kapitalist ve hatta anarşist öğeler barındırırken giderek daha ılımlı (hatta belki pro-kapitalist) hale gelse de hala yeşil anarşi ve komünalist hareket ciddi bir kitleye hitap etmektedir.


Yakın tarihteki etkinliği


Seattle'daki meşhur Anti-Globalizasyon protestolarından bir görüntü.


Yakın tarihteki kitle grevlerinin bir kısmı ciddi bir liberteryen sosyalist alt yapıya sahipti. 1960lardaki hippie ve anti-vietnam hareketi, 1968'de avrupada gerçekleşen öğrenci hareketleri, evsizlik krizi için direkt aksiyon ile boş araziye ve toprağa işgal öneren Squatter hareketi, 1990lardaki anti-globalist protestolar, Ülkemize de sıçrayan Anti-IMF ve Occupy protestoları (Gezi Parkı buna dahildir).



Zapatistaların kolektifleştirdiği bir tarım bölgesinden görüntü


Fakat herhalde yakın zamandaki en önemli Liberteryen Sosyalist hareket, Zapatistalardır. 1910'daki işçilerin liberter sosyalist ayaklanmasının lideri Zapata'dan ismini almışlardır. Zapata, Meksika Devrimi sırasında "kurtardığı" köyleri köylülere bırakmış ve özgürlükçü bir köylü sosyalizmi ortaya çıkarmıştır. ABD desteğiyle bastırılmıştır Zapata ve ordusu. NAFTA antlaşması ile ABD'nin meksika üzerindeki emperyalist politakalarına tepki olarak, 1994'de zapatistalar, Meksika devletine karşı bir savunma savaş açmış ve köylülerin yoğunlukta olduğu bölgeleri "kurtarılmış bölge" haline getirmiştir. Delegasyon sistemi ile alttan üste örgütlenmiş ve özerk bölgelerle ayırmışlardır. Yerel meclislerle radikal demokrasi ve konsensus ilkelerine bağlı bir yönetimleri vardır. Zapatistalar 30 yıldır bölgeyi kontrol etmektedir.







                                         

Yorumlar